BABA ERDOGAN
Administrator
Newbie

Mesaj Sayısı: 30
|
 |
« : Mart 17, 2010, 03:48:11 ÖÖ » |
|
KAMUOYUNA
„Şimdi ayrımcılığın karanlık ve metruk vadisinden kalkıp ırklar arasında adaletin yollarına koyulmanın zamanıdır.“ (Martin Luther King)
6 Mart 2010 tarihinde Dersim Tertelesine ilişkin olarak yapılan toplantı sonuç bildirgesi
4 MAYIS Dersim Tertelesini Anma Günüdür
Türkiye’den ve Avrupa’dan çok sayıda aydın, yazar, araştırmacı, sosyolog ve çeşitli Dersim kurum temsilcilerinin katılımıyla 6.3.2010 Tarihinde Almanya’nın Köln şehrinde Dersim 1937/38 katliamına yönelik geniş bir toplantı gerçekleştirildi.
Yapılan tartışmalar sonucunda aşağıdaki kararlar alınmıştır:
1937/38 Dersim Tertelesi sadece bir defaya mahsus yaşanmış bir katliam değildir; 1937/38 katliamı, başlangıcı onyıllarca yıl geriye giden, Osmanlı-Türk devlet yapısına aykırı yaşam tarzına, siyasi, sosyal ve kültürel kimliğe sahip bir topluluğa karşı yönelmiş, grubun yaşam tarzını ortada kaldırmayı hedeflemiş, başlangıç yılları onyıllarca geriye giden uzun bir siyasi kampanyanın en tepe noktasını oluşturmuştur.
Dersimliler, egemen Osmanlı-Türk devlet geleneği ile çelişen yaşam tarzları, sosyal-siyasal ve kültürel kimlikleri nedeniyle sistemli olarak baskı, terör ve asimilasyon altında yaşamışlar ve bir imha politikasının hedefi olmuşlardır. 1937/38 Dersim Teltelesi Dersim halkına yönelik baskı ve asimlasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir ve 4 Mayıs, Dersim Tertelesi’nin günü olarak kabul edilmiştir. Bu günün Hükümetçe de Dersim 38 Tertelesinin anma günü olarak kabul edilmesini istiyoruz. İş başında hangi hükümet olursa olsun her yıl bu gün resmi bir açıklama yapılmasını, üzüntülerin dile getirmesini ve katliamda hayatlarını kaybedenlerin hatırlanarak, anılarının önünde saygıyla eğilinmesini istiyoruz. Tarihi hatırlamanın ve öldürülenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı ihsas etmiş demokratik bir toplum kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.
Gerekçe:
4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesinin anma günü olarak seçilmesinin nedeni şudur: “Tunceli tenkil harekatı“ olarak bilinen Dersim halkına yönelik toplu imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan bir Bakanlar Kurulu toplantısı ile karara altına alınmıştır. Bu kararı takiben, imha hareketi başlamış ve onlarca uçak ile aynı gün Dersim toprakları bomba yağmuruna tutulmuştur. Bunun sonucunda binlerce, kadın, erkek, yaşlı, çocuk sivil hayatını kaybetmiştir. Sonrasında yaşanan takriben iki yılı aşkın zaman süresinde düzenlenen askeri operasyonlarla onbinlerce Dersimli katledilmiş, bir o kadarı da bilinmedik diyarlara zorla sürgün edilmiş, aileler biribirinden uzak ve ayrı olarak, tek tek köylerde, ilçe ve vilayetlerde yaşamaya mecbur edilmişlerdir.
6 Mart 2010 tarihinde Dersim toplumunun geniş bir kesimini temsil eden katılımcılar olarak yaptığımız toplantımızda, 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararının yaşanan nihai imha ve sürgün süreci açısından bir başlangıç teşkil ettiği ve bu nedenle tarihi öneme sahip olduğu tespit edilmiştir. 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu toplantısı ile alınan karar çok açıktır: bir bölgenin bir halkın soykırım olarak da adlandırılan planlı ve sistemli olarak yok edilmesi karara bağlanmıştır.
Dersim 38 Tertelesi ile Dersim’in önde gelenleri haksız hukuk dişi bir şekilde idam edildiler. Koca bir nesli anasız-babasız bırakıldı; binlerce bebek-kız-oğlan çocuk ailelerin elinden alındı ya da onlardan uzaklaştırılarak kendilerine öksüz bir yaşam dayatıldı. Bizler, daha sonra gelen nesiller, nenesini, dedesini, yakın akrabasını tanıma olanağından mahrum yaşama mahkum edildik. Çoğumuz kardeş, amca, dayı, hala duygusundan yoksun büyüdük. Annesiz, babasız, yakın akrabasız yaşamanın ne demek olduğunu belki de Dersimliler kadar kimse bilemez. Bunu ancak benzeri soykırımlara uğramış topluluklar bilir ve anlarlar. İdam edilen Dersim Seyitlerinin yakınları ,bugün hala dedelerinin mezarlarını aramaktadırlar. 1938 de evlatlık verilen yada kimsesizler yurduna verilen binlerce çocuk var. Gazetler hala kayıp kardeşlerini yakınlarını arayan insanların haberleriyle dolu...
Türkiye’nin Medeni Dünya’da Hakettiği Yeri Alması İçin:
Çağımız artık, tarihle yüzleşme ve geçmiş hatalardan dolay özür dileme çağı olarak anılıyor. Medeni ülkeler, farklı dil, inanç ve kültürleri bir zenginlik olarak kabul ederek koruma altına alıyorlar. Kendisinden farklı olanlara karşı yapılan haksızlıkların sorumluları, kendi gerçekleri ile yüzleşerek mağdurlardan özür dililiyorlar. Yahudilere karşı Hitler’in soykırım politikası ile yüzleşen Almanya, 1911-47 yılları arasında sömürgeci politikaları yüzünden Libya’dan özür dileyen İtalya, yıllar önce kendi coğrafyasından kovduğu Musevilere yönelik politikalarıyla yüzleşen İspanya, II. dünya savaşı öncesinde ve sırasında Asya’da mağduriyete sebep olan politiklarıyla yüzleşen Japonya; yakın bir tarihte çalınmış kuşak‘tan ve Avustralya yerlileri Aborjinlerin torunlarından özür dileyen Avustralya, 1990’lara kadar sürdürülen asimilasyon politikalarıyla yüzleşen ve yerlilerden özür dileyen Kanada ve Amerika bunlardan sadece bazıları. Holocaust sırasındaki rolleri nedeniyle komisyonlar kuran bu rolleri nedeniyle özür dileyen Baltık ülkelerini, Romanya ve Isviçreyi saymıyoruz bile.
Tarihleriyle yüzleşmeşmek bu devlet ve toplumlar küçük düşürmedi aksine saygınlık kazandırdı, Türkiye de ancak kendi tarihi ile yüzleşebilirse, bu onurlu toplumlar ailesine katılabilir onlar arasındaki yerini alabilir. Ülkemizde barış ve demokrasisinin yolu geçmişin acıları ile yüzleşmekten geçer.
Evet bu ülkelerde yüzleşmelerden sonra kıyamet kopmadı, tersine buralarda toplumsal iç barışa ve yaşanan trajedilerin unutulmasına yönelik önemli gelişmeler oldu. Bunun için yeni olanaklar ve yollar açıldı
Özür Dileme ve Yeni Bir Yarın:
Bizler, 1937/38’de yaşananlar için resmi bir özür bekliyoruz. Bu kırım, imhadan acı bir biçimde nasibini alan Dersimlilerden, onların torunlarından ve geride bıraktıklarından; maruz kaldıkları acı, keder, hüzün ve ızdırap için bir özür çok mu acaba? İnsanlık değerleri ayaklar altına alınarak imha edilen büyüklerimizi, insanlık onurlarının iade-i itibar edilmesini istiyoruz. Tüm bunların toplumsal barış, iç huzur, adalet ve kardeşlik için şart olduğuna inanıyoruz.
Dersim Halkı hiç bir zaman kan davası gütmemiştir. Şu yazdıklarımızı da bir intikam veya kan davası duygusuyla yazmıyoruz. Tam aksine, devletin kendi insanını „tehdit“ olarak gören politikalarının sona ermesini, toplumsal barış ve huzur için, geçmişte yaşanmış acılarla yüzleşilmesini istiyoruz. Dersim1937/38‘de yaşanan tarihi haksızlıkların açığa çıkmasını istiyoruz. Yapılanların bir daha tekrar edilmemesi tek gayemizdir.
Bizlerin, vijdanı ile muhasebe yapacak, tarihi hakikatler ile ile yüzleşecek namuslu ve vijdanlı bir hükümetlere ihtiyacımız var. Türkiye insanı artık tarih ile yüzleşmeyi onur sayacak hükümet istiyor. Bizleri yalanlar ve hurafelerle yetiştiren hükümetler istemiyoruz. Yalanı ve iftirayı kendilerinin politikası haline getirmiş, insanların kitleler halinde öldürülmesini „terörizmle mücadele“ olarak sunan hükümetler ne Dünya’ya ne de bize yakışıyorlar.
Tespit edilen 4 Mayıs Dersim 38 Tertelesi gününde ölülerimiz için dua etmek istiyoruz. Onların anısına mum yakmak, kurban ve niyaz vermek istiyoruz. Coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını ve yaşatılmasını istiyoruz. Hükümetin bu acıya sahip çıkmasını, 4 Mayıs’ı Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilesini, o gün ölülerimize bizimle birlikte saygı gösterilmesini istiyoruz.
Sayın Erdoğan elinizde belgeler olduğunu söylüyorsunuz. Sizden “Dersim Katliamı“nın gereklerini yerine getirmenizi bekliyoruz, elinizdeki belgeleri kamuoyuna açıklayarak adaletin yerini bulmasına yardımcı olmanızı bekliyoruz. Arşivler açılsın ki Türkiye kendi gerçekleri ile yüzleşerek karanlıklar aydınlansın. Tüm demokrat, hümanist ve adaletden yana olan herkesi anmalara katılarak acılı günümüzde yanımızda olmaya çağırıyoruz.
Kamuoyuna saygılarımızla
10 Mart 2010
|